Kazım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kazım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2008 Salı

20 Ekim 2008 Pazartesi

Şair ceketli çocuk... #3

denizde kararti var bu gelen kayikmidur
ben ozledum yarumi ağlasam ayipmidur



oy dumanlar dumanlar hep dağlari sardunuz
yureğumun de
rdini bilseniz ağlardunuz
karardi karadeniz taşti bu yana taşti
haber verun yarume gozlerim doldu taşti


gemi mil ilen olur, sevda dil ilen olur
guzeller çok var ama meyil birine olur

Şair ceketli çocuk... #2



Kaçağım, eşkıya aşklar yaşarım durmadan

Kaşla göz, dağla uçurum arası

Konar göçerim , sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar

Sığsın isterler defnelerim , küçücük saksılarına.

Yetmez dağ başlarının teslimiyeti istenir

Ya katlim, ya ihanetim

Bilmezler bir başka yolu olduğunu

Yani ben eşkıya , her yanı pusu

Gözlerindeki dumanlı dağlara sevdam,

Zülfünde gölgeye sığınmam bundandır
O zaman keyif çatarım silah diye sevdanın doruğuna

Buzullar erir , nehirler yatak değiştirir
Sevdalarımı ışıklarında yıkarlar,
sonra da yürekleri seslerinde gürül gürül akarlar

Çıplak suretleri dağ başlarını resmeder,
o dem
İklim değişir, hüzün olur
Yüreğimden gayrısına sır vermediğim doğrudur

Kaçaklık bu
Hadi gel !ŞAHRUD ’um dağlara gövde verelim
Göğsüm tahtasının altı ol

yoksa vuracak beni hasretin bir tenhada
Yakışır mı bir kaçağa ecel eliyle ölmek...

14 Ekim 2008 Salı

Şair ceketli çocuk... #1


Benim olduğum yerde Kazım olmaz mı, illa ki olur yoksa eksik kalır. Beni tanıyan bilir Kazım'a düşkünlüğümü ve sevgimi. Aslında onun hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki başlı başına bir blog konusu. Şimdilik Kazımla ilk tanışmamı anlatayım, sonrada onun hakkında paylaşımlara devam ederim.
Sene 2003 2 senelik üniversite maceram sona ermiş güzel İstanbuldan Eskişehire dönmüşüm. Tekrardan bir dersane olayı başlamış gidip geliyoruz, yeni yeni insanlar tanıyoruz. işte bu ortamda yeni tanıştığım insanlardan biride güzel laz kızı Didoliydi. beraber kantine sigara içmeye iner o arada da kantinde ki müzik kutusundan şarkılar seçer dinlerdik. böyle bir günde duydum ben Kazımı ilk. ilk kez sözlerinin bu kadar yabancı olmasına rağmen bir ses bir şarkı yüreğimden yakalamıştı beni. ne güzelde söylüyordu, adını hatta milliyetini bilmediğim Kazım; na ni na didou, dinou na na didou, didou na na didou, didou na ni na... şarkı bitti. sordum didoliye bu kim bu şarkı ne diye. Kazım dedi, Kazım Koyuncu. Bizim oraların insanı. Dilide lazcadır dedi. o zaman anladım aslında lazcanın bizim bildiğimiz olduğunu sandığımız şey olmadığını. İçinde yüzlerce şarkı olan müzik kutusunda sadece iki tane Kazım şarkısı vardı. Biri Didou na na diğeri Ou na na ilkay Akkayayla düeti. Artık klasik olmuştu kantinde bulunduğumuz her an müzik kutusundan bu iki şarkının yükselmesi, bizi arayanlar bu şarkılardan anlar olmuştu kantinde olup olmadığımızı. İşte o zaman başladı benim Kazıma olan tutkum, sevdam, işte o zaman değişti müzik zevkim, daha doğrusu işte o zamandan itibaren zevk almaya başladım dinlediğim müzikten. 2003 yılında bir müzik kutusundan dinlenen bir şarkıyla başlayan sevda geldi bugünlere hiç azalmadan daha da artarak. Sadece bir dönem dinlemedim Kazımı, dinleyemedim... 25 Haziran 2005 tarihinde ölüm haberini aldıktan sonra ki iki ay. Dinleyemedim, yüreğim burkuldu. Dinleyemedim, gözlerim doldu. Dinleyemedim, boğazım düğümlendi. 2004 sonunda kansere yakalanmıştı Kazım. Hem de ısrarla, inatla, azimle, kimse kabul etmesede "ÇERNOBİL YÜZÜNDEN KARADENİZ İNSANI ÖLÜYOR..." diye bağırırken... Kendisi yakalandı kansere; akciğer kanseri. Ama kimse inanmıyordu Kazımın sevenlerini bırakıp gideceğine, daha söyleyeceği o kadar sözü varken bunları bitirmedin gideceğine kimse inanmıyordu. Bende inanmıyordum. Kendi resmi sitesinden takip ediyordum sağlık durumunu, dualar iyi niyetler gönderiyorduk ziyaretçi defterlerinden. Hatta doktorlarından zor da olsa izin koparıp devam eden kemoterapi sürecinde bir konser bile organize etmişdi restore edilen yeni melek sinemasında. moral olacaktı Kazıma sevenleriyle birlikte olmak şarkılar söylemek, moral olacaktı sevenlerine Kazımın şarkı söylemesi, kemoterapiden dökülsede saçları iyi olması ayakta olması moral verecekti sevenlerine. Bende gidecektim tabiki konsere günler öncesinden almıştım biletimi ama olmadı. Gidemedim. Çok fazlada üzülmüyordum aslında. Nasılsa iyileşecek Kazım, tekrar konserler verecek onlara giderim diye avutuyordum kendimi ta ki 25 haziran 2005e kadar. Akşam haberlerinde duydum ölüm haberini ve çok az kişinin ölüm haberini aldığımda bu kadar üzülmüş bu kadar canım acımıştı. Gitmişti Kazım arkasında binlerce sevdiğini bırakıp, söyleyeceği sözleri bitiremeden, Trabzonsporun şampiyon olduğunu göremeden gitmişti... İşte ben sadece o dönem dinlemedim Kazımı, dinleyemedim...ve kazım gittiğinde sadece 34 yaşındaydı.kazım için yapılan anıt mezar.